Gülce Başer
Kitapkurdu
Ayfer Tunç'un ne kadar önemli bir yazar olduğu konuşulursa, yüzyıllardan 21.sinin tarihinde, üçlemesi, kuşkusuz, dönemi en iyi anlatan metinlerden biri olarak değerlendirilecek. Bir göz eksik kalmış mı, diyenler olacak. Ancak aynı öyküyü dördüncü kez okumaya kimsenin takati yetmeyecek. Bugünün kültürel dekadansını anlatmaya bu üçlemeden başlayan Tunç'un üçlemesi lütfen bir dönem sagası olarak romantize edilmesin, apaçık bir toplumsal eleştiridir. Kimse bu metnin siyasi olmadığını düşünmesin, kenardan ve gövdeden hem eleştiri hem de cesur bir özeleştiridir... Bir de Kitapyurdu'na rica edelim, bu kitaba Saatleri Ayarlama Enstitüsü'nü değil, Huzur'u eklesinler ki biz Osman'la Mümtaz arasındaki huzursuz akrabalığı görelim, belki Şebnem'le Nuran arasında da vardır. Ben bu üçlemeye "Yalnızlar Üçlemesi" adını verirdim. Tunç'un incelikli oltasının büyük iğnesi anlatıcı karakterlerin derin yalnızlığı ve bu yalnızlıkla okurun yalnızlığına dokunabilmesi. Daha yazılır, ama zaman...