Eugénie Grandet
Kitapkurdu
"Bir kadın, uğruna yaşayacak hiçbir şeyi -aşkı, amacı, umudu olmadığını farkettiği anda ölümün acı tadını alır." Valancey Stirling, 29 yaşına bastığında geriye dönüp bakar ve hayatını istediği gibi yaşamamış olduğunu fark eder; katı yürekli annesiyle kasvetli bir evde yaşadığı hayata isyan eder, ikiyüzlü Stirling akrabalarından tiksinirken uslu kız rolünü oynamak zorunda kalmaktan nefret eder, kendi düşüncelerini dile getirme hakkı olmamasından ve silik bir gölge gibi yaşamaktan usanmıştır. Tek tesellisi hayalinde yarattığı Mavi Şato'dur. Orada her şey istediği gibidir. Her şeyden çok bunaldığı ve hayatı anlamsız bulduğu sırada, ölümcül bir kalp hastalığı olduğunu öğrenir. Artık Valancey için yepyeni bir sayfa açma zamanıdır. Valancey'nin öyküsü ilham verici ve insanın içini ısıtan türdendi. Hayat ellerimizden kayıp giderken kaçımız gerçekten yaşıyor? Kitap bu soruyu düşündürtmesi bakımından faydalı. Montgomery'nin üslûbu akıcı, bazı cümleler ise altı çizilesi. Okuması keyifliydi.