Ex.Sarge
Kitapkurdu
İhsan Oktay Anar’ın Puslu Kıtalar Atlası adlı romanı, tarihle hayalin iç içe geçtiği büyülü bir anlatının kapılarını aralar. Tarihi olayları mistik unsurlarla harmanlayarak okuru sıradan bir anlatının ötesine taşır. Kitaptaki ana karakterler, kader, özgürlük, bilgi ve gerçeklik kavramlarını sorgularken, okuyucu da bu sorgulamalara dahil olarak kendi zihninin labirentinde kaybolur. Felsefi sorularla düşünce yolculuğuna çıkartarak, birbirine bakan iki aynanın içinde kaybolan gerçek ile rüya gibi, daha ne kadar derine gideceği belli olmayan sayfalar okuyucuyu bekler. Osmanlıca kelimelerle dolu zengin dili, internette yer alan çeşitli sözlükler sayesinde kolayca anlaşılır hale gelir. Rüyanın nerede bittiğini ve gerçeğin nerede başladığı sorularının kesin bir cevabı yoktur. Bu belirsizlik, romanın en büyüleyici yanıdır. Umberto Eco’nun "Gülün Adı"ndaki derin felsefi sorgulamalar ve tarihi atmosfer gibi, Anar da okuru zamanın ve zihnin puslu kıtalarında bir yolculuğa çıkarır.