Cansu Özmen
Üstat
“Bazen çok sevdiğin bir şeyin gitmesine izin vermekle aslında ona bir iyilik yapmış olursun.” October; babasıyla birlikte ormanın derinliklerinde ve teknolojiden uzak yaşayan bir kız. Kendi kendilerine yeten bir hayat yaşıyorlar. Her şeyi doğadan elde edebiliyorlar. October doğada bulduğu ilginç eşyaları topluyor, koleksiyon yapıyor. Bunlarla ilgili hikayeler yazıp babasına anlatmayı çok seviyor. Sadece babası ve October var. Bir de ormanda buldukları yavru baykuş! Her şey 11 yaş doğum gününde değişiyor. October annesinden kaçıp saklanıyor ve babası onu kurtarırken ağaçtan düşüyor, hastaneye kaldırılıyor ve October da “annesi denilen kadın” ile birlikte doğadan ayrılıp Londra’daki şehir hayatına geçiş yapıyor. İnsanlar doğada var olmak için mücadele eder ama October da tam tersi adeta şehir hayatında hayatta kalmak için mücadele etmeye başlıyor. Zamanla gerçek sevgi ve arkadaşlık sayesinde yeni hayatına adapte oluyor. Özellikle kitap son bölümü ile çok etkileyici bitiyor.