cigye
Kaşif
Günümüz “tüketim hız haz alma” koşullarında hayatın kendisinin adeta bir açık bir büfeye dönüştüğünü, aslında önümüze zorla sunulan sonsuz seçenekten ötürü hiç acıkamadığımız için haz alamadığımızı ve bu yüzden derinlerde bir yerde bu kadar mutsuz olduğumuzu öyle güzel örnekler üzerinden anlatmış ki bize; fizyolojimizi tanıyıp anlayıp üzerinde düşündüren ve belki bir nebze de olsa bizi davranışlarımızı değiştirme ve kontrol altına almada yardımcı olan yazarın tüm kitaplarını çok seviyorum. Değindiği dijital dizi platformlarının tüketim çılgınlığının kurmuş olduğu dopamin tuzağı ya da sosyal medya telefon refleksi, dijital irade veya -mış gibi yaşamlar gibi örnekler üzerinden çok düşünülecek bir sürü konu bırakıyor zihnimize. Sosyal medya detoksu dediğimiz şey aslında bir “dopamin orucu” imiş ya mesela Sabret Bekle Özle Mutlu ol