Ayhan Ersoy
Üstat
Toplum içinde fark etmek güçken adayı bir denek grubunun laboratuvarı olarak düşünebiliriz. Deniz kabuğunun öttürülmesi esasen adada kimin borusunun öteceğini de tayin ederken, akıl ve sağduyunun kuralsızlık ile vahşilik karşısındaki duruşunu belirliyor, çocuk da olsalar erdemlerle kaotik gamsızlık ve vizyonsuzluğun çatışmasını belirtiyor. Birer vahşiye dönüştüğünü gördüklerimiz sütten çıkmış ak kaşıklardı da ada koşullarında fıtratlarına aykırı olarak zıt yönde mi kabuk değiştirmişlerdi, yoksa hep böylerlerdi de toplum içindeki ailevi ve çevresel kaynaklı maskeleyici faktörler mi gerçek yüzlerini baskılamış ve frenleyip dizginlemişti diye düşündürtüyor. Evdeyken sorumlulukları üstü örtülü olarak ebeveyne devredilmişken adaya düştüklerinde bu yükün birdenbire kendi omuzlarına bindiğini hissedince birer yetişkin gibi hareket etmelerinin hayatiyetinin farkına varıyorlar. Çoğunluk oyunlaştırılmış ve gevşek bir yaşamdan yanadır, buna ayak uydurmada zorlananlar topluluk dışına itilmektedir.