Cansu Özmen
Üstat
“Hayat, insanla beslenen bir çemberdir.” Yazarın Butimar’dan sonra okuduğum ikinci kitabı. Bu kitap, beni hem hikâyesiyle hem de anlatım tarzıyla içine çeken, farklı bir deneyim yaşatan romanlardan biri oldu yine. Yazar sadece bir aşk hikâyesi anlatmakla kalmıyor, bizi 18.yüzyıl Osmanlı İstanbulu ile Hindistan Delhisi arasında dolaştıran, tarihle harmanlanmış bir dünyaya davet ediyor. Romanın ana karakteri Bünyamin her şeyden uzaklaşarak Kars’ın bir köyüne yerleşiyor ve orada kendi hayatında önemli bir yeri olan Eylül’ü ve hikayesini yazmaya başlıyor. Komşusu Besti Nine ile tanışıyor burada ve evindeki o kilitli kapı sadece Bünyamin’e açılmakla kalmıyor bize de bambaşka bir dünyanın kapısını aralıyor. Orada 266 yaşındaki Zencefil Nam Şekerbaz ve Gülbadem ile tanışıyoruz. Ve içinde masallar, hikayeler, rüyalar ve mitolojik göndermeler barındıran katmanlı bir büyülü gerçekçilik dünyasına dahil oluyoruz. Bu dünyaya dahil olmak için bence geç kalmayın, keyifli okumalar…