karizma17
Üstat
Mustafa Kutlu ve hikayeciliği ile tanışıklığım Yoksulluk İçimizde'den bu yana sürer. Bu kitapta araya girişleri, kahramana ve bize düşünce yazısı tadında beyanları daha çok sanki ve bu çıkışların pek çoğunu yadırgadığımı, ters bulduğumu söylemek isterim. Bu bağlamda "vatan" bahsi ise güzeldi. Kutlu anlatımını, dilini de yine severek okudum. Osmanlı'nın son döneminden itibaren üç kuşak ve sergüzeşti destan gibi uzanıyor önümüzde. İki bölüme ayrılan kitapta kahramanların akıbeti de meçhul kalıyor, bilemiyoruz ne oldu ve nereye kayboldular, neden böyle bir sona layık görüldüler? _ Yahu hocam ne biçim hikaye bu? _ Nesi var? _ Kahramanlar kayboluyor. _ Evet! _ Ama olur mu, insan merak ediyor. Her hadise faili meçhul kalıyor. Hikâyede bir başlangıç var ise bir de son olmalı. _ Sonumuzun ne olacağını bilemeyiz. (Ben de yazar gibi bitmemiş bir yorum olarak bırakayım, kesivereyim sözü)