Süleyman Kadri  Mirze
Yahyagil’in ‘İyi ve Kötü’nün Dansı’ öyküsünde zeki bir üslupla anlattıklarını, okuyucular toplumda alışılmış, geleneksel değerlerle mi; yoksa Kierkegaard’ın adını koymasa da öncüsü sayıldığı ‘varoluşçuluk’ değerleri ile mi değerlendirecekler acaba?.. Okuyup karar versinler…