Elif Gikan
Bilge
Tek kitapta iki hikaye ancak ikisi de bir madalyonun iki yüzü gibi. Bir yanda Sadullah, bir yanda Halludas. Bir yanda MÖ Lidya, Krezüs, Keyhüsrev, diğer yanda 12 Mart Muhtırası ve 70’ler.. Yazar her iki öyküyü de bir harmoni haline getirirken diğer yandan da araya aydınlatıcı anekdotlar, pasajlar, fikirler serpiştirmiş. İskender Hoca’nın diğer kitapları gibi sürükleyici oluşu güzeldi. Bir roman olmasına rağmen altını çizip dönüp tekrar bakmayı isteyeceğim kısımlar vardı. Kitaptaki isimlerin ters olacak şekilde verilmesi zekiceydi. Fakat İskender Hoca’nın diğer kitaplarında olduğu gibi yine dipnot eksikliği vardı. Okuma yaparken diğer yandan isimleri, şahsiyetleri, yerleri aratma, not alma zorunluluğu duydum. Kitaptan: “Gökkubbenin altında değişenler yalnızca kıyafetlerdi, yoksa insan hep aynı insandı. Zaman ırmağı yalnızca iyiler ile kötülerin maceraları için akıyordu. Bazen iyilerin, bazen kötülerin kazandığı bir dünyada insanlar kâh savruluyor, kâh güce dönüşüyorlardı.”