solskjaer
Kitapkurdu
Küçük bir cinayet hikâyesi gibi başlıyor ama sonra işler çok başka yerlere gidiyor. Ne gerçek tam gerçek, ne geçmiş geçmişte kalmış. Apollo karakteri tam bir “yaralı dedektif” klasiği ama içine düşen karanlık çok daha derin. Sumalavia’nın dili hem sade hem garip bir şekilde sarsıcı. Okudukça “bu neyin hikâyesi?” diye soruyorsun. Son sayfada hâlâ emin değilsin ama etkisinden de çıkamıyorsun.