fadime kara
Yazar, bize hayatı uzun öğütlerle değil, tek bir yaşanmışlıkla öğretmeyi seçiyor. Başkarakterimiz, önce servetini ve ailesini kaybediyor, ardından ülkenin komünist rejime geçişiyle yaşanan iç savaş ve baskı ortamında tüm sevdiklerini yitiriyor. Kendi hatalarıyla başlayan düşüş, sistemin acımasız yüzüyle birleşince, insanın nasıl dibe vurabileceğini görüyoruz. Ancak kitabın asıl derdi, bu kayıplardan ders almak değil. Yu Hua, karakterinin tüm bu acılara rağmen hayata tutunmasını, her şeye rağmen yaşamaya devam etmesini anlatıyor. En sonunda anlıyoruz ki, önemli olan ders çıkarmak ya da geçmişte takılı kalmak değil — yalnızca “yaşamak”. Ve bu roman, o kelimenin ne kadar ağır ve anlamlı olduğunu hissettiriyor.