Seniha Safa
Kitapkurdu
Basketbol Keşişi, postmodern bir anlatı. Ana karakterin varoluş problemiyle yüzleşiyoruz sık sık. Mutluluğu basketbol ile âşık olduğu kadın arasında sorguluyor. Var mıyım, yok muyum problemi, postmoderni var eden ana etken ve burada hem bunu sorgulayan hem de yok olmak isteyen bir keşiş var. Yok olmak isteyerek sorgulayan. Kitaptaki her unsur aslında metafor. Basketbol da öyle, top da, güneş de. Dilek ise, tüm bunların karşısında tek tercih edilebilir olarak bütün dengeyi sağlayacak güçte. Bana kalırsa o da metafor. İç sesiyle yazar, iç sesiyle karakterin kendisi, dış sesler, okuru içine çekerek bilinç dışının farkına vardırıyor. Evet, bilinçaltı demek doğru değil bence de, bilinç dışı daha doğru. Bu anlatının, anlatım tekniklerinden ustaca faydalandığını görüyoruz. Bu da alt okuma gerektirebilir. Güçlü bir Türkçe ve dil kullanımı var. Ben keyifle okudum ve anlatıcının tuzağına düşerek var mıyım yok muyum muhasebesine de girdim, kısa bir an... Yok olmayı isteyerek, karakterimiz gibi.