fadime kara
Ne kadar çok seversen sev, eğer birinin kalbinde başka biri varsa, hiçbir şey değişmiyor. Belki bir süre sana yakın oluyor, belki gülümsüyor sana… Ama sonunda dönüp yine o kişiye gidiyor. Sana kalan ise, onun mutluluğunu uzaktan izlemek oluyor. İçin acısa da, onun mutlu olduğunu görmek seni mutlu etmeye yetiyor. Ne garip… Dostoyevski’nin Beyaz Geceleri sadece bir aşk hikayesi değil bence. Birinin hayatına dokunup sonra sessizce kenara çekilmenin, bir kalpte yer edememenin hikayesi. Hayalperest karakterin duygularını okurken, sanki onun yerindeymişim gibi hissettim. Çünkü bazen birini sadece uzaktan sevmek zorunda kalıyoruz. Onun yüzüne baktığında gözlerinde başkasını görüyorsun ve bu sana her şeyden çok acı veriyor. Ama yine de gitmiyorsun, çünkü yanında olmak bile yetiyor sana.