Yıldırım ERDOĞAN
Bilge
"Her tatmin edilmiş arzu, bir yenisini doğurur." Arthur Schopenhauer Çok güldükten sonra neden başımıza kötü bir şey geleceğini düşünürüz? Her istediğine sahip olan insanlar neden hâlâ doyumsuz ve mutsuzdur? Tercihlerimizin dışında kalan şeyleri neden arzularız? Başka bir deyişle: sahip olduklarımız, neden hep eksik hissettirir? Çoğu zaman farkında olmadığımız, fakat hayatımızı derinden etkileyen bir nevi görünmez kumandamız: Dopamin! Hazzın doruklarına çıktıktan hemen sonra hüzne boğulmaya ne dersiniz? Ben buna “Eyvah, dopamin!” derim. Köprüden önceki son çıkışa varmadan, rotayı yeniden çizmek gerek. Belki de dopamini değil de, dengeyi demlemek gerek!