Akın Karapaça
Kitapkurdu
Sidonius’a göre, daha anasının yardımından yeni kurtularak ayakta durabilen bir Hun çocuğunun yanı başında hemen eyerlenmiş bir ata rastlanır. Hun süvarisi atına yapışmış gibi oturur. At başka bir kavmi sırtında taşır fakat Hun kavmi at sırtında ikamet eder. At sırtında alışveriş eder, yer, içer hatta hayvanın ince boynuna sarılarak uyuyabilir ve güzel rüyalar görebilirlerdi. At sırtında danışmalarda bulunmak suretiyle mühim kararlar verirlerdi. At üzerinde uzak memleketleri yenmek ve kölelikte tutmak mümkün olmuştur. Hunlar, Avarlar, Köktürkler muazzam imparatorluklarını at üzerinde yaşamak sayesinde ve at sırtında savaş yaparak tesis etmişlerdi. Atların böylesine önem verildiği Kırgız toplumunda, Gülsarı’nın ve Tanabay’ın yaşam öyküsü nasılsa işte sovyet döneminin de yaşam öyküsü öyledir. Bu aralıkta Tanabay’ın umutları, armanı ve anıları saklıdır.