Gündüz Rüyası
Kaşif
Ah “El Kızı”… Tatlı bir ilkbahar gününün ılık esen rüzgarı gibi insanı alıp götüren ve ne zaman bitirmişsiniz anlamadığınız bir roman. Konu özetini zaten birçok okur yazmış ben üzerimde bıraktığı etkiyi anlatmak istiyorum. Hani böyle bazı Yeşilçam filmleri vardır, eski İstanbul’u kendine özgü kamera rengiyle(mavimtrak) gösterir, arka planda figüranlar bir yerlere gider, kimisi bakımlı bir fabrikatördür kimisi öylesine biri. İşte bu kitap sanki o öylesine birilerini bulmuş gibi. Mavimtrak güzel manzarasıyla İstanbul ve kahverengi sıkıcılığı boğuculuğu ile bir yandan Anadolu. Buram buram bozkır ve buram buram yaşanmışlık ihtimalleri kokan “El Kızı”. O kadar gerçekçi ki sanki abdest alıp namaz kıldıktan sonra 99’luk tesbih çekerken zihninde oğluyla gelini arasına nasıl fitne sokacağını düşünen kayınvalide profili 1950’li yılların Türkiyesinde yazılmamış daha yakın bir zamanda yazılmış gibi. Sanki yazar zamanı durdurmuş ama hiçbir şey değişmemiş. Bence bir haftasonu ayırmaya değer.