ahengerselman
Kitapkurdu
"Salât-ı Vusta"nın işaret ettiği bir başka gerçeklik de kalbin namazıdır. Çünkü kalbin gaflete düşmesi diğer bedenî namazları da ifsâd eder. Namazdan ancak kalbin hazır olduğu kadarı kabul olunur. Bu nedenle Hz. Peygamber: "Kalb huzûru olmadan namaz olmaz" buyurmuşlardır. Başka bir hadîste de: "İnsanoğlunun bedeninde bir et parçası var ki sağlıklı olduğu takdirde bütün beden sağlıklı olur. Hasta olduğu zaman da bütün beden hasta olur. Bu et parçası kalbdir" buyurulmuştur. Farz namazın vakte ve şekle bağlanmasına karşılık kalb namazının kaydı yoktur. Bilen/işleyen bir kalb huzurda olduğundan, onun namazı da süreklidir. Kalbin namazı olmadan kılınan namaz eksiktir; sevabı vardır, ancak sadece borcu ödemeye yeter. Ama kalbin namazı insanı "kurbiyet" makamına yani ilâhî yakınlığa dâhil eder. İşte zâhir ile bâtının buluştuğu böyle bir namaz sahibini "mi'râc"a taşır. Son söz Nesîmî den: "Gel gel beru ki savm-u salâtın kazası vardır, ama aşksız geçen zamân-ı hayatın kazâsı yoktur."