Göksel Ilgın
Hezarfen
Babasını varlığından ziyade yokluğuyla tanıyan kırklı yaşlarına dayanmış genç bir adama hayat, babasının uzak varlığıyla hesaplaşması gereken bir yolculuk bahşeder. Genç adam, artık yaşamının sonuna gelmiş bedbaht bir ihtiyar olan baba karşısında, geçmişle hesabını kapatan kızgınlığının yerini almaya başlayan hayal kırıklığıyla bezeli ukdelerle baş etmeye çabalar: “Bazen bir toprak yığının altındaki geçmişimi aralayıp orada neler bulacağımı merak ediyor, kazdıkça kazıyor, kazdıkça kazıyor, çok geçmeden de bulduklarımdan hoşnut kalmamış gibi, elimde eski bir kürek, kazdığım çukura yeniden toprak dolduruyordum. Yine de her oğul gibi ne kadar direnirsem direneyim daha en başından babama karşı yeniktim." "“Yeryüzündeki tüm oğullara göre şanslıydım yine de. Çünkü ben çoğu kişinin aksine babamı tam kırk yaşımda tanımaya çalışıyordum.” Bir yolculuk romanı Aşıklar Bayramı; şehirden şehire, içeriden içeriye, oğuldan babaya, babadan oğula, şimdinin geçmişinden geçmişin şimdisine...