Zümrüd-ü Ankaa
Bilge
Kitaptaki en vurucu ve gerçekçi cümleyle başlamak isterim: “Bazen yirmi dört saate gereğinden fazla şey sığıyor.” Eserde bunun gibi birçok cümlenin altını çizdim; son zamanlarda okurken de bittikten sonra da etkisinden en çok çıkamadığım kitap bu oldu. Şermin Hanım’ın bundan önce hep çocuk kitaplarını okumuştum; bundan sonra diğer romanlarını da okuyacağım. Yazarın yaşanan olayları kahramanlara tek tek kendi açılarından anlattırması okuyucunun empati yapma ve diğerlerinin açısından/acısından bakma farkındalığını geliştiriyor. Kitabı çok güzel yapan şeylerin başında bu geliyor bence. Kurguda insanın kusurlarla çevrili bir varlık olduğuna, yapılan bazı hataların birçok hayatı etkilediğine, kişilerin yaşamlarında çoğu şeyin göründüğü gibi olmadığına değinilmiş. Yorumu romanda hüznünü en çok hissettiğim Ethem’in sözüyle sonlandırmak istiyorum: “Bazen suyun berraklaşması için önce bulanması gerekiyor. Ben hep o bulanık suyun içindeydim.” Su gibi akan bir kitap, çok gerçek bir hikâye…