hsabah
Üstat
Unut… Acıyı , yaşayıp yaşamak istemediklerini, travmalarını, korkularını… Dibili ye; Ege dağlarında dolaş kekik kokusunu çek içine , Kavala kurabiyesi ye üfleye üfleye dünyanın derdini tasasını üstünden siler gibi ; özleme, sılaya olan hislerinin ağzında bıraktığı kekremsi tadı kovmak ister gibi , un helvası kavur ye ölümün en acısına inat ağzını tadlandır, unutmaya damağından başla … Sonra urmudutu şerbetini iç ferahla… Durup durup güldüren deli bir ağlama “dinsin “ artık felaha er… Derdi tasası olan hatta travmalarını insanın yüzüne çarpan, harika bir anlatı okudum. İçinde olan bütün kadınlardan kurtulmak isteyen , derin bir hesaplaşmadan ziyade artık hesaplaşmanın sonuna geldiğini hissettiren bir roman. Şimdiden bir sonraki kitabının anlatıcısı nasıl /kim olacak diye merak ediyorum. Ey muzip Yazar ayıkladığın kara taşları MELEKLİ TEPSİDEN alıp eteğine doldurma, dök gitsin hepsini … Daha az tedirgin, daha çok mutlu…