Hacer  Kanik
Kitapkurdu
Yazarın şiirsel anlatımını çok çok sevdim. 18 yaşına kadar bir sahil köyünde, neredeyse denizin koynunda yaşamış biri olarak kitapla özel bir bağ kurdum. Aslında kitap için tam bir deniz güzellemesi demek biraz iddialı olabilir. Kitapta denizin her hâli; sükûneti, doyumsuz renkleri, ışıl ışıl gümüşiliği, her türlü cazibesiyle insanı kendisine âşık etmesi, hırçınlığı, kafası estiği zaman azgınlığı, gem vurulamaması, yer yer acımasızlığı... Kahramanımızı çok sevdim, tutkusunu, gözü pekliğini, vicdanlı oluşunu, aşka bakışını... Kahramanımız toprakla deniz arasında git gel yaşarken, bir karar vermek durumunda. Bakalım kahramanımız içindeki dizginlenemez deniz tutkusunun sesini dinleyip aganta burina burinata deyip bir gemiye atlayıp tekrar engin denizlere açılabilecek mi?