Ömer Faruk İnceler
Üstat
İnsanın kendi vicdanıyla hesaplaşması kadar sarsıcı çok az şey vardır. Suç ve Ceza, bunu tüm sertliğiyle içime işledi. Raskolnikov’un içsel çözülüşünü izlerken, suçun sadece bir eylem olmadığını; düşünceyle, pişmanlıkla, gururla ve çaresizlikle yoğrulmuş bir ağırlık olduğunu hissettim. Kendi adaletini yaratmaya çalışan bir insanın nasıl kendi içinde boğulduğunu, haklılık arzusunun nasıl bir yalnızlığa dönüştüğünü görmek ürperticiydi. Kitapta geçen her diyalog, okurun zihnine kazınmak üzere yazılmış gibi derin. Bu roman, insanın karanlık yanına tutulmuş bir ışık gibi; ne kadar kaçarsan kaç, kendinle yüzleşmeden geçemiyorsun. Okurken birkaç kez durup düşündüm: “İnsanı suçlu yapan nedir? Eylemi mi, niyeti mi, yoksa vicdanı mı?” Soruları çoğaltıyor ama her cevap, yeni bir sancı gibi içime oturdu. Bittiğinde elimde kitap değil, yorgun ama uyanmış bir ruh vardı. İnsan bazen öyle bir susar ki, içindeki fırtınayı sağır bile duyar.