fadime kara
Yusuf’un içine doğduğu hayatta, ne yer var adalete ne de anlayışa. Sessizliği sadece kişisel değil; bastırılmışlığın, dışlanmışlığın bir sonucu. Toplumun sığ değer yargılarıyla uyuşmayan her ruh gibi, o da yalnız kalıyor. Sabahattin Ali, Yusuf karakteriyle hem bireyin içsel çatışmasını hem de kasabanın boğucu atmosferinde şekillenen adaletsizliği çok yalın ama etkili bir şekilde anlatmış. Kitap boyunca kimse Yusuf’un ne hissettiğini sormuyor, ama biz okuyucular onun sessiz çığlığını duyuyoruz. Ne kahraman, ne kurban… Yusuf sadece olmak isteyen biri. Ama bu toplumda “olmak” bile bir isyan.