Ömer Faruk İnceler
Üstat
Kitabı okurken kendimi George’un sabrında, Lennie’nin masumluğunda, kurulan hayallerin kırılganlığında bir türlü dışarı çıkamadığım bir döngünün içinde buldum. Dostluk gerçekten böyle mi olmalı? Sorumlulukla sevgi arasında gidip gelen bir bağda insan kendi yerini nasıl korur? Lennie’nin çocuk ruhuna sarılan o dev beden, yaşamın acımasızlığına karşı ne kadar dayanabilir? Her hayal kırıklığında bir taş düşüyor insanın içine, bazen küçük bazen koca bir kaya. Güçlü olanın koruyucu mu yoksa karar verici mi olduğunu sorgulatan bir hikâye bu.Sorular dönüp dolaşıp insanın kendi vicdanına dokunuyor. George’un sevgisiyle yükümlülüğü birbirine karışıyor. Kimi koruduğu, neden katlandığı belirsizleşiyor. Bazen dostluk, fedakârlıktan çok alışkanlıkla örülmüş bir çaresizlik gibi. Cevaplar net değil ama düşündürdükleri fazlasıyla gerçek. Belki de sorulması gereken asıl soru şu; İnsan, birlikte kurduğu hayali yalnız başına gömmek zorunda kalır mı?