hsabah
Üstat
Bazı hikayeler ölümle başlar, bazı haksızlıklar, eşitsizlikler, eksiklikler doğumla başlar yaşamın ileri evrelerinde bünyeye yerleşir . Dışlanmışlık , hor görüme gibi duygusal travmalar bünyeye yerleşir ve doğal bir tavır haline gelir yaşamın. Kahramanımız da öyle ; ölüyor fakat hayat onunla birlikte ölmüyor ; yedinci güne kadar … Yavaş yavaş kabuk değiştiren bir Çin var anlatıda. Değişen ama insanın devlet karşısında aczi ve vatandaşlar arası eşitsizlik her süregelen bir durum ve üzerine basa basa bahsediliyor. Ölüm bile insanları eşitlemiyor ( burada komunist düzen eleştirisi mi var acaba ) zenginler zengin gibi törenlerle gömülürlen , fakirlere öyle kimliksiz veda etmek reva görülüyor. Kitap hüzünlü mü , huzurlu mu yoksa her ikisi birden mi var okuru düşündürüyor. Peki siz böylesi bir halle başa çıkabilir miydiniz? Yedi gün değil belki birkaç gün ? Ben; asla! Selametle