Ülkü İrem Bozkurt
Kitapkurdu
Bu kitabı özellikle iki farklı kişinin günlüğü olduğundan ve önce sayfanın tek bir tarafından okumamız gerektiği için almıştım. Kafamda herhangi bir konu yoktu, birisi içini dökmüş diyordum. Ancak kitap bittikten sonra Derya'nın hislerinin yoğunluğunu içimden atamadım. Abisine olan hislerini anlamlandırmakta zorlandım, Suzan'ı içselleştirmesine ve hayat felsefesi haline getirmesine çok şaşırdım. Abi ve Suzan'ın sıradan bir aşk hikayesi değil bu, bir ilişkinin köklerinin yanlış temellendirilmesiyle nerelere gidebileceğinin göstergesi. Yıllar sonra bile eski eşini bile özlerken hayatındaki en temel ilişkiye ihanet edememesi açıkçası beni boğdu. Bunların dışında Ekmel bey'e gelince, ben bu adamın süslü cümlelerinin ardında korktuğu o hayattan başka hiçbir şeyi okuyamadım. Tam olarak kendi tasviri gibi "saman çöpü, saman sarısı". Hayatı boyunca bir saman çöpü gibi alev almak, her şeyi birden yaşayıp sonra çabucak yok olmak istemiş. Ama sadece istemiş...