aygn.elif
Kaşif
Cihan Çetinkaya’nın kaleminden çıkan Suskunlar Meclisi, polisiye türüne ait görünse de, aslında o sınırları fazlasıyla aşan, çok katmanlı bir roman. Kitap Sultanahmet’te işlenen gizemli bir cinayetle başlıyor ve olaylar ilerledikçe sadece bir dedektiflik hikâyesi değil, daha derin bir yolculuk başlıyor. Ana karakterimiz Eşref Kalender’in peşine takıldığımda, ilk başta sadece bir cinayetin peşindeymişiz gibi hissettim. Ama her sayfada karşıma çıkan semboller, ezoterik detaylar ve mitolojik göndermeler beni bambaşka yerlere götürdü. Olaylar ilerledikçe sanki yalnızca Eşref değil, ben de çözülmesi gereken gizemlerin tam ortasındaydım. Kalem olarak Çetinkaya’nın tarzı beni gerçekten etkiledi. Özellikle anlatımındaki şiirsel dil, kitaba bambaşka bir ruh katmış. Zaman zaman bir roman değil de, derinlikli bir şiir okuyormuşum gibi hissettim. İstanbul’un dokusu, karanlık örgütler, güç ve hakikat üzerine yapılan sorgulamalar çok güzel harmanlanmış.