Zuhal Kuruçay
Kitapkurdu
Onluk, kelimelerin ötesine geçen bir sarsıcılıkla kalbime dokundu. Kitap boyunca tanıdığım her “can” beni durup düşünmeye, sorgulamaya ve en çok da hissetmeye itti. Her biri kendine has deneyimlerle, acılarla, umutlarla, kırılmalarla ve yeniden inşa çabalarıyla örülmüştü. Her hikaye, hayata farklı bir gözle bakabilmemi sağladı. Bazen bir çocuğun sessiz yalnızlığında, bazen yaşlı bir adamın içsel muhasebesinde, bazen de görünürde sıradan bir hayatın arka planındaki büyük kırılmalarda kendimi buldum. Her bir hikaye, bana kendi seçimlerimi, kırılma anlarımı ve dönüşümlerimi sorgulattı. “Ben olsaydım ne yapardım?” sorusunu defalarca sordum kendime. Her bir can zihnimde iz bıraktı, içimde yankılandı. Ve İpek... Kaleminin gücü gerçekten bambaşka. Sade ama içten, derin ama abartısız… Onun yazdıklarını okurken sadece karakterleri değil, yüreğini de hissediyorsunuz. Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda bile sizinle konuşmaya devam eder — Onluk tam da böyle bir kitap.