Lethe93
Kitapkurdu
Bu kitap beni mahvetti; Akdeniz'in tuzlu rüzgarıyla, çiçek kokularıyla, sıcacık güneşin ve ısınan kumun hisleriyle sarmaladı. İlk aşkı yaşıyor gibi heyecanlandırdı, kızdırdı, üzdü, yaraladı. Anlatımı öyle şiirseldi ki tadı damağımda kaldı. Kitap daha çok Patroklos ve Akhilleus'un arasındaki aşkı ve arka planda dönen savaşı anlatıyor. Yani romantik yanı ağır basıyor diyebilirim. İlişkilerinin detayını bu kadar görmeyi beklemiyordum, üstü kapalı bir anlatım olur sanmıştım ama ikilinin romantik ve cinsel olarak bir ilişki yaşadıkları açıkça anlatılmış. Bu beni daha mutlu etti. Akhilleus ve Patroklos'la birlikte sahilde koşturdum, Kheiron'un pembe mağarasında yaşadım, Troya'ya giden gemide denizin tuzunu kokladım, İphigeneia için ağladım, Briseis ile muhabbet ettim. Bir alıntı bırakayım: "Onu yalnızca dokunarak, yalnızca koklayarak bile tanırdım; kör olsam bile nefeslerinden, ayaklarının yere vuruşundan tanırdım. Ölmüş olsam bile, dünyanın sonu gelmiş olsa bile tanırdım onu."