AYŞE  BAYRAKTAR ÇAKIR
Kaşif
SİZ birinin Yokluğunda onun Gelmişine geçmişine Türkü yaktınız mı hiç ? BEN Yaktım, Hemde en okkalısından! Eda zaten ona kolay kolay kızamazdı ve içinden durmadan ona olan duygularını kaleme dökmek geliyordu. Eda aşkı iliklerine kadar yaşıyordu. "Aslında bu kalem, bu kâğıt ve hayaller, Peşi sıra seninle ilgili cümleler kurduruyor bana. Ne yazacağımı çok iyi bilip ne yazamadığımla kalıyorum. Kabul ediyorum, hayallerim beni esir alıyor. Seninle olanlar yada olmasını istediğim her şey, Bir film şeridi gibi ve gökkuşağının bütün renkleriyle, Üstelik benim sabrımı da çalıp Gözümün önünden geçiyorlar. İyi ama kimsin sen? Sen hangi kalemi, hangi kâğıdı Ve hangi hayalimi hatırlatıyorsun? Kırgınlığımı mı, özlemimi mi, yoksa aşkımı mı? Evet, onca kırgınlığıma rağmen hâlâ aşığım sana Ama öfkemin ateşi aşkımdan da fazla. Korkarım, seni de beni de yakacak bu ateş. Ve sen, yokluğu ile varlığı bir olan kahramanım! Gökkuşağının hangi rengini taşıyorsun da Ben sana bu denli hayranım?"