Bahar  Akan
Kaşif
Mustafa Güzelgöz, nam-ı diğer Eşekli Kütüphaneci, kitapları öyle çok seviyordu ki, onları kütüphanede sessizliğe terk etmeye gönlü razı gelmedi. Kitapların anlatacak hikâyeleri vardı ve Mustafa bu hikâyeleri insanlara ulaştırmalıydı. Yükledi kitapları eşeğin sırtına ve düştü yollara. Şimdiden sevdiniz değil mi Mustafa’yı? Kitabı okudukça bu sevgi katlanacak. Peki nasıl tanışıyoruz bu güzel insanla? Bir gün Yunanistan’ın Larisa şehrinden Dimitrios Katsikas, Kapadokya’ya gelir.Yol onu Aziz Güzelgöz’e götürür.Kısa sürede dost olurlar.Dimitrios, Aziz’in evinde Mustafa ile tanışır ve hikâyesini merak eder.Mustafa önce anlatmak istemez.Hikâyesi kahramanlık değil, vicdan meselesidir. Ama sonra anlatır.Ve biz, kalplere dokunan bir masalın içine düşeriz.Bu masalda aydınlığı karartmak isteyenler de vardır ama Mustafa’nın cevabı nettir: “Elimin altındaki kitapları ışık topları gibi, karanlığın hem de karanlıkçıların üstüne fırlatıp fırlatıp atasım geliyor.” İşte bu cümle, kitabın özüdür.