93erhan
Hezarfen
Bu kitabı okurken kendimi Sibirya'daki o dondurucu çalışma kampında buldum. Soljenitsin, bir mahkumun tek bir gününü anlatarak aslında koskoca bir sistemi eleştiriyor. İnanılmaz bir ustalıkla, küçük detaylarla büyük gerçekleri anlatıyor. Mesela İvan'ın bir dilim ekmeği saklaması veya bir çiviyi özenle koruması bile aslında ne büyük anlamlar taşıyor. Bu kadar zor koşullarda bile insan nasıl yaşama tutunabiliyor, küçük mutluluklar bulabiliyoru anlatmaya çalışmış yazar. İvan'ın karakteri o kadar gerçek ki, kitabı bitirdiğimde onu tanıyormuşum gibi hissettim. Bazı yerlerde içim acıdı, bazı yerlerde ise İvan'ın zekasına hayran kaldım. Özellikle kamp hayatındaki o rutinler ve mahkumların birbirleriyle ilişkileri çok etkileyiciydi. ben okurken keyif aldım umarım siz de aynı duygularla okursunuz