Ali T
Kaşif
Roman, ana karakter Vedat'ın iç yolculuğunu, kayıp bir şehrin ve aşkın peşinde, melankolik bir dille anlatır. Vedat'ın çocukluk aşkı Neslihan'a duyduğu derin özlem, onun iç monologlarında sürekli yankılanır. Bu monologlar, sadece biten bir ilişkinin değil, aynı zamanda 1980 öncesi dönemin getirdiği siyasi çalkantıların bireyler üzerindeki yıkıcı etkisinin de bir yansımasıdır. Vedat, dostları Mesut ve İlhami üzerinden geçmişle yüzleşir. Mesut ile idealler uğruna verilen mücadele, zamanla hayal kırıklığına dönüşmüş, dostlukları dağılmıştır. İlhami ise dönemin kurbanı olan, yabancılaşmış bir gençliğin trajik sembolüdür. Romanda, Vedat'ın Serap ile tanışması, geçmişten kaçış ve yeni bir başlangıç umudu gibi görünse de, bu durum, Vedat'ın hala geçmişin gölgesinde yaşadığını kanıtlar. Kavukçu, bu karakterler aracılığıyla, bireysel bir hesaplaşmayı, bir dönemin toplumsal portresine dönüştürerek, kaybedilen bir dünyanın ve o dünyanın içinde ezilen gençlerin ortak acısını yansıtır.