seymaninkitapdunyasi
Kaşif
Goethe’nin “Hayatta her şey metafordur.”anlayışının izinden giden Murakami, Kafka Tamura’yı baştan sona metaforlar ve göndermelerle örüyor. Büyülü gerçekçilik, mitoloji ve psikolojiyi harmanlayan yazar, romandaki soruların yanıtlarını doğrudan vermiyor; hayal ile gerçeğin ayırt edilemediği sınırda gezdiriyor okuru. Roman iki ana karakter üzerinden ilerliyor: Oidipus efsanesine benzer bir kehanetten kaçmak için evden ayrılan Kafka ve çocukken yaşadığı gizemli bir olay nedeniyle diğer insanlardan farklı olan Nakata. İki hikâye doğrudan kesişmese de, birbirini tamamlayan parçalar gibi birleşiyor. Nakata, Kafka’nın içsel yolculuğunda bir tür anahtar görevi görüyor; metafizik dünyaya olan yakınlığıyla “kapıyı açıyor” ve Kafka’yı bilinçaltıyla yüzleşmeye itiyor. Romanın sonunda Kafka, kendi içsel “ormanına” girip orada yaşadığı yüzleşmelerin ardından başlangıç noktasına dönmeye karar veriyor.Bu dönüş, kaçışın sona erdiği ve ruhsal bir tamamlanmışlık hissinin başladığı bir anı simgeliyor.