Murat GÖKÇEK
Bilge
Bir biyografi mi yoksa içsel yolculuğun bir akışı mı? Belki de bir itiraf. Papini bu kitapla hayatının ilk otuz yılını okuyucunun ellerine teslim ediyor, belki de ruhunu. Karmaşık bir iç döküş. Bitirilmemiş fikirlerden doğan bir bitik adam. Çocukluğu, gençliği ve otuz yaş olgunluğu içindeki acıları, umutları ve tüm zayıflılıkları okuyucunun ellerinde. Lakin o ne acıma, ne hoşgörü, ne övgü ne de avuntu istiyor. İstediği tek şey hayatının üç, dört saati ve Papini'nin ifadesiyle; "yine de, fikirlerime inat, benim gerçekten de bitik bir adam olduğuma inanmayı hala sürdürecekseniz şayet, en azından benim çok şeye başlamak istediğim için bittiğimi ve her şey olmak istediğim için artık hiçbir şey olmadığımı kabullenmeniz."