Ömer Faruk İnceler
Üstat
Zweig’in Amok Koşucusu, tutkuların insan ruhunda nasıl yıkıcı bir güce dönüşebileceğini gösteriyor. Gurur ve ihtiras arasında sıkışmış bir doktorun hikâyesinde aslında hepimizin içindeki gölgelerle yüzleşiyoruz. Yardım etmesi gereken bir anda bencilce geri çekilişi, sonrasında ise suçlulukla deliliğe varan takıntısı, kitabın kalbine oturan en sert gerilim bence. Kısa ama yoğun anlatımıyla insanın en kırılgan yanlarını, aklın bir anlık kararıyla hayatın nasıl geri dönülmez şekilde değişebileceğini hatırlatıyor. Tutkularına yenilmiş bir ruhun kendini mühürlemesi, esaretin son imzasıdır.