SEVDAĞ
Kitapkurdu
Ben en çok #nişan adlı hikayeyi sevdim. Savaşı gören ve o dehşeti iliklerine kadar yaşayan bir insandan, savaşı tasvir ederken üstün başarı göstermesi beklenir bir durum elbette. Savaşı yazarken, olayları, sanki gözünüzün önünde yaşanıyor gibi canlandırırcasına anlatabilmesi muazzam. Zweig işte ne desek az gelir. Laporella’ da ise biraz korkunç ve esrarlı havalar estirmişti yazar. O psikolojik tahliller, size ürkütücü bir kadının iç dünyasını ve de dışardan nasıl göründüğünü söylüyor. Aynı, hikayedeki Baron gibi siz de Laporella’ ya birkaç adım öteden bakıyorsunuz. Tabi ki yazarın tüm hikayelerindeki tek ortak nokta “ölüm” idi. O, yaşadığı iç bunalımları hikayelerine ustalıkla aktaran bir deha. Betimlemeler bu sefer çok yorucu değildi. Hoş ben zaten uzun betimlemelerinin hastasıyım ama sevmeyenler için daha anlaşılması kolay cümleler vardı hikayelerinde.