Alper Aslan
Kitapkurdu
En son 'Cennetin Doğusu' unda bu kadar doymuştum. Aradan geçen bir buçuk yılda parçası olduğum yüz elliyi aşkın ziyafet içinden beğendiklerim olsa da öylesine mükellef bir sofraya denk gelememiştim. Ta ki; Muhammed Ali Koçak'ın Ankara'sında 'Yaşanamayanların Romanı'na konuk oluncaya kadar. Sunum, üslup, proporsiyon, acı, tatlı, ekşi, dengesi her şey yerli yerinde. Mutfak jargonu ile giriş yaptım çünkü; herkesçe yapılmayan okuma ameliyesinin, herkesin temelde mecburen, biraz da zevk almak için başvurduğu yeme içme eylemi kadar hayati bir önem taşıdığını ve bu eserin de bu manevi sofrada müstesna bir yere sahip olması gerektiğini vurgulamak istedim. "Fakat yaşamadığımız o kadar çok şey var ki... Yaşananlar bitiyor. Yaşanmayanlar, hiçbir zaman bitmiyor." diyor yazar kitabında. Zamanla buruklaşsa da gönlünüzde bir yer edineceğine inandığım yaşanmayanların romanını okumanız hususunda ısrar ediyorum.