zafer saraç
Hezarfen
Fikir hırsızlığını meşrulaştıran sisteme nazire yapan Kuang'ın eleştirilerinden alınacak çok ders vardır. Bu manada altından sandalyesi çekilerek edebiyat tarihine gömülmek istenen, yazma şevki kırılan yazarların hikayesi de ilginç bir kurgusal macera olarak okurun aklında yer eder. Kuang'ın eseri bu açıdan çığır açıcı bir edebi eleştiri statüsüne yükselir. Sosyal medyanın yazarın ve okurun evrimindeki gücü ise korkunç bir biçimde eserde görülür. Günümüz dünyasında eskiyenin yalnızca kitap kağıdı olmadığı Kuang'ın bu kurgusunda belirgin hale gelir. Her şeyden öte yazarın kimliğinin ötekinin altında yer almasının ortaya çıkardığı tablonun handikapları su yüzüne çok güzel çıkarılır. Ön yargıların okuru sınırlandırabileceği gerçeği ile birlikte yazarların birbirlerine etnik, siyasi, cinsiyetçi, marjinal tutumları çerçevesinde gerçekleşen rekabetin farklı tezahürleri cezbedici bir hal alır.