Ömer Faruk İnceler
Üstat
Stoacının Günlüğü’nü okurken aslında bir kitabın sayfalarından çok, hayatın ortasına açılmış bir defteri karıştırıyor gibiydim. Stoacıların o soğukkanlı, yalın ve tok sesini, günümüzün karmaşasına tercüme edilmiş haliyle görmek iyi geldi. Her satırda insanın kendine dönmesi, dışarıdan gelecek fırtınalara karşı içten bir sağlamlık kurması gerektiği hatırlatılıyor. Kitap, büyük laflarla etkilemeye çalışmıyor. Aksine sade, sessiz ve derinliğiyle dikkat çekiyor. Okudukça fark ediyorsunuz ki mesele başımıza gelenler değil, onlara hangi gözle baktığımız. İnsanın zihnini disipline alıştırması kolay değil ancak bu satırlar, yolun haritasını önünüze koyuyor. Ne kadar kalabalığın içinde olursak olalım, insanın en büyük meydan okuması kendine karşı verdiği savaşta. En zor yolculuk, insanın kendine attığı adımdır.