Ömer Faruk İnceler
Üstat
Zülfü Livaneli’nin kaleminde insan ruhunun karanlık dehlizlerinde gezinmek, bir polisiye kurgunun gerilimiyle psikolojik sorgulamaların derinliğini aynı sayfalarda görmek çok farklı bir deneyimdi. Ana karakter dışarıdan bakıldığında sakin, hatta sıradan bir figür gibi görünse de satır aralarında onun iç dünyasının fırtınalarını görüyorsunuz. Hayattan çekilmiş, dingin bir kabuğa sığınmış gibi duran bu adam, aslında kendi geçmişinin gölgeleriyle sessizce boğuşuyor. Onun hikayesi, beni hem merakla sürükledi hem de şu soru ile yüzleştirdi: Hakikat dediğimiz şey gerçekten tek midir, yoksa herkesin taşıdığı sırların gölgesinde değişip duran bir yanılsama mı? Kitap boyunca örülen atmosfer, okuyanı güvenli bir zeminde tuttuğunu düşündürürken, finalde perde bir anda çekiliyor ve tahmin edilemeyen bir yüzleşmeyle kalakalıyorsunuz. Bazen en derin sırlar, en sessiz insanların bakışında saklıdır; ve o bakış açığa çıktığında hakikatin bütün dengesi yıkılır.