Zuhal Kara
Kitapkurdu
Doğrusunu söylemek getekirse, kalın romanlardan genellikle ürkmüşümdür. Fakat bu önyargımı bu güzel ve etkileyici kitapla kırdım. Çok da iyi oldu. Cihan Aktaş'ın romanı sizi daha ilk satırlarda öyle bir sarıyor ki, gece gündüz demeden bir çırpıda okuyorsunuz. Sürekli bir merak içinde oluyorsunuz. Zaman sizin için âdeta duruyor. Bu kitabı eline alan herkesin sular seller gibi okuyacağına eminim. Dizi tadında, büyük bir heyecanla ilerliyor satırlar. Kendinizi o zamanın ruhunda hissediyorsunuz. Tüm tarihi yerleri gezmiş gibi oluyorsunuz. Atkaracalar, Çankırı, Erzincan, Kastamonu gibi diyarlar sizin önünüze seriliyor. Hatta oraları ziyaret etmeyi istek duyuyorsunuz. Nimet Gecekuşu ve Cevriye Banu gibi şahsiyetleri tanımaktan büyük onur duydum. Edebiyat ve kalem aşığı iki kadının çetin mücadelesine tanık oluyorsunuz. Kadim geleneklerimiz, insana verilen değer, kadın-erkek ilişkileri ince bir üslupla masaya yatırılıyor. Mutlaka herkesin kitaplığında bir başyapıt olarak yerini almalı.