vefa53
Kitapkurdu
Hüseyin Çağrı Topaloğlu’ndan üç kitap okudum ve itiraf etmeliyim ki her seferinde beni yeniden şaşırtmayı başardı. Onun o kendine özgü anlatımı, insanın zihninde iz bırakan cümleleri ve hiç beklenmedik anlarda yaptığı ters köşeler Artık tarzını az çok biliyorum derken bile, bir bakıyorum ki yine beni hazırlıksız yakalamış. Kum Saati Mezarlığı ise bambaşka bir deneyimdi. Karakterin anda kalarak geçmişe gitmesi, hayatından on yıl kaybetmesi ve bu on yılın neleri değiştireceğini ya da değiştiremeyeceğini sorgulaması öyle etkileyici ki, okurken insan kendi hayatına dönüp bakmadan edemiyor. “Ben olsam neyi değiştirirdim?” diye soruyorsun kendine. Kitaptaki karakterler o kadar canlı ki bazen onların yerine sinirleniyorsun, öfkeleniyorsun. Hatta kimi sahnelerde “Ah keşke şu karakteri ben yok edebilseydim!” diye düşündüğüm bile oldu. İşte o an, aslında hikâyenin seni ne kadar içine çektiğini fark ediyorsun. Ve kitabın sonu…