06ankara0606
Üstat
Timon, Atina’nın cömert yüreği, herkesin dostu, sofraların baş tacıdır. Malını mülkünü dağıtır, iyiliğiyle göklere çıkar. Ama iş dara düşünce, bütün o “dostlar” sırra kadem basar. İşte Shakespeare’in bize anlattığı, kısaca “dost kazığı”dır. İlgi çekici mi? Evet. Ama kurgu, ne yazık ki biraz kısır ve tekdüze kalıyor; bir süre sonra aynı melodiyi dinler gibi hissettiriyor. Atinalı Timon’u okurken şunu düşündüm: Eğer bu oyunu bir Müslüman kalem yazsaydı, kesinlikle tasavvuf ehli birine yorardım. Çünkü Timon, eli açık, gönlü zengin, insanlara hem maddi hem manevi yardım eden biriyken, dara düştüğünde bütün o yardım ettikleri tek tek sırtını dönüyor. Bunun üzerine o da hayattan yediği silleyle insanlardan soğuyor, toplumdan çekiliyor, münzevi bir hâle bürünüyor. Karşısına çıkan eski tanıdıklarına ise ihanetlerini acı bir tebessümle hatırlatıyor.