Gamze furat
Kitapkurdu
Yıldırım, kitabında okuru, metnin dışında bırakmıyor; elinden tutup hikâyenin içine çekiyor. Hatta bazen yazar, bir hikâye anlatmaktan çok, hikâye dinleyen insanı anlatıyor. Yıldırım’ın tekniği, sinemada kullanılan dördüncü duvarı yıkmanın da ötesine geçiyor. Burada artık bir duvar değil, sürekli yer değiştiren bir ayna var. Okuyucu ve yazar arasındaki çizgi bulanıklaşıyor. Hikâyeyi okumadan önce ona karşı gelebilecek aceleci, yüzeysel bakışları önceden bildiğini söylüyor yazar. Okuyucunun derdinin anlamaktan çok, kendini önemli hissetmek olduğunu gösteriyor. Yazar kendi maskesini indiriyor. Çünkü biliyor ki, hikâye bittiği anda artık o da kendi kitabının yabancısı olacaktır. Yazarın rüyası bittiğinde karakter uyanır; karakteri rüyasından uyandırmak isteyen okur, sonunda onun yerine geçer. Böylece hepsi birbirinin içinde erir. Kara Gergedan’ da kimse kurtulmaz: ne okur, ne yazar, ne karakter. Yıldırım’ın evreninde hikâye bitmez; yalnızca biçim değiştirir.