murat_tprkk
Kitapkurdu
Histeri nöbetine tutulmuş bir toplumun hikâyesidir Altıncı Koğuş. Bireyin üzerine boca edilen tüm yargıların, tüm yansıtma mekanizmalarının, sessizce ama acımasızca işlediği bir düzenin öyküsü… Çünkü toplum, her çağda, her yerde, “normal olanı” ötekileştirmeyi görev bilmiştir. Doğruyu söyleyenin dokuz köyden kovulması da bundan değil midir zaten? Bu yozlaşmış düzen, kişinin kendisine benzemesini ister. Aksi halde, nefes almak bile suçtur. Onlara benzemek “yaşamak”, farklı kalmak ise “delilik”tir. Oysa kişinin kendini koruma çabası, yarasaların arasında gece koşusuna çıkmak kadar ürperticidir; yalnız, ama bir o kadar da onurlu. Ve sonunda, histeri nöbetine tutulmuş bir toplum sizi de o nöbete çağırır. Kabul etmezseniz — onlar için delisinizdir. İşte o zaman, kendi aklınızın ve vicdanınızın yankısı arasında bulursunuz kendinizi: Altıncı Koğuş’ta.