Hakan Uysal
Bilge
Valla bu kitabı okumak, böyle paspal, suratsız ama acayip zeki bir adamın beyninin en karanlık odalarında gezmek gibi bir şey. Adam, St. Petersburg'da bir delikte tek başına yaşıyor ve herkesten, ama herkesten nefret ediyor. Kendinden bile. Sürekli "Siz şöylesiniz, böylesiniz ama ben sizden daha akıllıyım, yine de bir baltaya sap olamadım, çünkü çok düşünmekten kafayı yedim" modunda takılıyor. Toplumun bütün o "mantıklı ol, akıllı davran" laflarına gıcık oluyor ve sırf inat olsun diye gidip en saçma sapan, kendine en çok zarar veren şeyi yapıyor. İnsanın her zaman mantığıyla değil, içindeki o isyankâr, huysuz ve tekinsiz "şey" ile hareket ettiğini suratına çarpıyor. Kitap biraz kasvetli, okurken "bu neyin kafası?" diyorsun ama bitirince de "adam doğru söylüyor galiba" diye düşünmeden edemiyorsun.