hsabah
Üstat
Ağır ilerleyen ama insanın içine işleyen anlatımıyla bir çok ayrıntının içinde beyaz körlüğüne ulaşmadan katman katman her şeyi açan bir anlatı söz konusu . Okuru içine çekiyor ama rahatsızlık hissi sizi hiç bırakmıyor . Bazen anlatıcı öğrencinin huzursuzluğu bazen Agnes’in sihirli ve esrarlı tavrına kapılıyorsunuz. Eserin başında sanki daha çok iç döküşler olacak, derinlemesine tahliller olacak gibi gelmişti ama yüzeysel kaldığını ifade etmeliyim. Anlatıcının pasifliği Agnes’in tek taraflı anlatıcı olması kitap daha da uzasaydı belki sıkıcı olabilirdi. Mesafenin hiç yitmemesi hep var olması Ayşegül Savaş’ın anlatı tekniğinin gücünü göstermesi açısından önemli. Sanki yazar kontrol hep bende demek istemiş gibi … Peki anlatının ardına gizlenenler… Yazarın okura bıraktıkları… Silik değil de sanki anlatıyı beyazlığın içinde gizlemiş gibi…