Gece Açan Çiçekler
Gece Açan Çiçekler Ürüne Git
Ali T
Kaşif
Tarık Tufan’ın Gece Açan Çiçekler romanı bence yazarın bugüne kadar yazdığı en derin, en iyi eseri. Hikâyenin dokusu o kadar içe işliyor ki, okurken sadece bir roman değil, bir ruhun yankısını dinliyormuşsunuz gibi hissediyorsunuz. Halide’nin kardeşleriyle yaptığı konuşmalar, hayatla bağı çoktan kopmuş bir insanın iç hesaplaşmasını o kadar yalın ama vurucu bir dille anlatıyor ki, her sayfa bir yara izi gibi kalıyor insanda. Bir yerde Halide şöyle der: “Yalnızlık her gün yeni çehrelerle, yeni sızılarla kendini çoğaltıyor. Öyle ki, saf ve gerçek yalnızlığı bu dünyada ilk ben keşfetmişim gibi hissediyorum.” Bu cümle romanın kalbini özetliyor aslında — insanın kendi karanlığıyla baş başa kalışını. Yazarın dili hem kırılgan hem güçlü; ölüm, hafıza ve pişmanlık arasında dolaşan bir sükûneti var. “İnsanın hafızası zalimdir. İntikam peşinde koşarcasına en çok ölürken eziyet eder.” cümlesi ise kitabın ruhunu mühürlüyor. Çok dokunaklı, çok insanca bir hikâye.